Pandemi sürecinde sıkı bir Netflix izleyicisi olduğumu belirtmek isterim. Netflix, size sevebileceğiniz, size göre dizileri ve filmleri bildirim yoluyla hatırlatıyor. Geçtiğimiz gün Bir Başkadır dizisinin 8 bölümünü bir solukta izledim. Öncelikle Öykü Karayel’in oyunculuğuna hayran kaldım diyebilirim. Meryem karakterini mükemmel oynamış kısacası karakteri birebir yaşatmış keza Alican Yücesoy ve Derya Karadaş’ın oyunculuklarını çok beğendim. Dizinin yönetmenleri ise Berkun Oya ve Ali Farkhonde, senaryoda Berkun Oya’ya ait…
Dizide birbirinden farklı fikirlere, hayatlara, inançlara sahip birbirine zıt, çelişkili karakterler ve yaşamlar var. Öyle ki, Kürt bir ailede yetişmiş, annesi ve babası son derece dindar, türbanlı ablası olan, dini sosyal yaşamda da yaşayan bir ortamda büyümüş olmasına rağmen doktor olmuş ve çevresini değiştirmiş, kabuğunu kırmış, hayatını özgürce yaşayan Gülbin karakteri (Tülin Özen) dikkatinizi çekecek. Özellikle abla kardeş arasındaki gergin kutuplaşmaya tanık olacaksınız.
Din ve Yoksulluk
Günümüz Türkiye’sinde yaşanan sosyolojik, kültürel ve sosyo-ekonomik farklılıkların insanları nasıl zıtlaştırdığını ve kutuplaştırdığını izleyeceksiniz. Dizinin sonunda ise farklılıklarımıza rağmen sevginin, merhametin insanları nasıl iyileştirdiğini ve yola getirdiğini hüzünle izleyeceksiniz.
Beykoz’un yoksul bir mahallesinde abisi, yengesi ve yeğenleriyle yaşayan, haftanın üç günü İstanbul’un elit semtinde bulunan rezidansa gündeliğe giden Meryem’in dramatik öyküsüyle dizi başlıyor. Yengesinin çocukluğunda yaşadığı tecavüz olayının bilinçaltında yarattığı yaranın, ailenin bozulan ekonomisiyle birlikte majör depresyona dönüşüyor. Aile yaşadığı bu psikolojik sendromu ise cami hocasının yanına giderek atlatmaya çalışıyor. Ancak Meryem tavsiye üzerine psikologa gitmeyi deniyor burada psikiyatr Peri(Defne Kayalar) ile tanışıyor ve başlıyor kendisini anlatmaya…
Seküler Yaşam
Peri ise Hristiyan, ekonomik olarak da güçlü ve entelektüel bir ailede büyümüş. Yabancı okullarda okumuş, dünyayı gezmiş ve kendini yetiştirmiş ancak hayatında kimseyi sevmemiş, aşık olmamış ve sevilmemiş… Mutlu olmayı taklit etmiş lakin hiç mutlu olmamış…
Peri’nin Meryem’le tanıştığı sahnede “çok güzel bir ismin var” deyişinden farklı bir inanca sahip olduğunu dizinin sonlarına doğru annesinin Meis Adası’ndaki evinde ve Hz.İsa’ya ait figürlerden anlıyorsunuz. Dizideki kurguya hayran kaldım.
Cami hocasının (Settar Tanrıöğen) yanına gelen karakterin arkadaşlarına sürekli Jung’un bilinç ve bilinçaltı işlevlerinden ve insan ruhuna yönelişten bahsetmesi ve tam o esnada Meryem’i görüp bakakalması yani bilinçaltının o anda işleve geçmesi kurgusal açıdan nokta atışı olmuş diyebilirim. Aynı şekilde Meryem’in evindeyken yırtık çoraplı ayağını saklaması ve sonraki sahnelerde Meryem’in çorap hediye etmesi ilgimi çeken sahneler oldu.
Bu dizi sayesinde türbanlı ve sosyolojik hayatlarını dine bağlı olarak yetişenlerin, yaşayanların aile yapısını ve hayata bakış açılarını öğreniyorsunuz. İçe kapanık, dışa dönük olmayan, her sorunu cami hocasıyla paylaşan ancak durumun tamamen bilimsel olduğunun farkına varan Meryem’in sonu mutlu biten hayatı oldukça ilgi çekici.
Her bölüm sonunda Ferdi Özbeğen’in muhteşem şarkılarını dinleyeceksiniz. Buradaki geçişlerin anlamının eski Türkiye’ye olan özlem olduğunu düşünüyorum. Zira eski Türkiye’de farklı kültürlere ve yaşamlara, inançlara rağmen yaşanan onca vahim olaylara rağmen insanlar bu derece hem aile içinde, hem de sosyal çevrelerinde kutuplaşmıyorlardı.
Bu dizi mevcut siyasi sistemin ülkeyi ekonomik ve sosyolojik olarak vahim bir şekilde kutuplaştırdığını, ayrıştırdığının bir göstergesi… Mutsuz dindar nesilin yaşamlarını dizi bizlere gösteriyor. Yoksulun dine daha yatkın olduğu görülürken, zenginin ise sevgiden ve merhametten uzak kendini mutlu göstermeye çalışan bir kesim olduğunu görüyorsunuz.
Meryem’in yaşadığı psikolojik sorunları için gittiği cami hocasının yapay lale üzerinden anlattığı benzetme ise Nurettin Yıldız’ın 2015 yılındaki konuşmasından alınmış. “15 yaşında kızlar evlenebilir” diyen Nurettin Yıldız’ın bu sahnede eleştirildiğini düşünenlerdenim. Yani, yine kurgusal zekayla atıfta bulunulmuş. Zira sonraki sahnelerde Meryem’in iyileşmesi bilim sayesinde gerçekleşiyor. Burada “camiye, hocaya, üfürükçüye değil doktora gidin” deniyor.
Sahnelerin birinde ise Halk TV’de yayınlanan Şimdiki Zaman programının “Dünyanın En Mutlu Ülkeleri” listesinin sıralanması ise bize kutuplaşan ve mutsuzlaşan Türkiye’ye atıfta bulunuyor.
“Bir Başkadır” her türlü inanç, kültür, yaşam farklılığına rağmen bir arada yaşayabilmenin gücünü, tahammülünü, inancını, umudunu hissettiriyor.
Alkışlarımla,
Nil Yurda Yurtseven
yurdayurtseven@gmail.com




















