Aşı Karşıtları ve Platon Alegorisi
Aşı Karşıtları ve Platon Alegorisi

Geçtiğimiz haftalarda 4Life Production’un Youtube kanalındaki röportajının ardından gerek sosyal medya platformlarından, gerek mail, gerekse Whatsapp’dan  mesaj yazarak ve arayarak tebrik edip, iyi niyetli düşüncelerinden ve güzel dileklerinden dolayı herkese teşekkür ederim. Ben hayatım boyunca arkadaşlarımın başarısıyla mutlu olmuş ve onları takdir etmişimdir. Her tür kıskançlığın zerresini bende bulamazsınız. Beni bilen bilir. Zira yazdıklarım karakterimdir. Yani yazdıklarımdan az, çok benim nasıl biri olduğum konusunda bir çıkarım yapabilirsiniz.

Aşı Karşıtları Meselesi

Geçtiğimiz gün Twitter üzerinden aşı karşıtı bir takipçim DM yazdı. O kadar saçma ki yazdıkları “dünya düzdür” diyenlerle bu aşı karşıtlarının zihniyeti aynı diyebilirim. Yaşadığımız süreçte bir çok konuda komplo teorileri duyduk ve bu komplo teorilerinin yıllar sonrasında bir işe yaramadığını, bilim karşısında tam bir fiyaskoya dönüştüğüne tanık olduk. 1956’lı yıllarda dünyada binlerce çocuk “çocuk felci” nedeniyle hayatını kaybetmişti. O yıllarda da aşı karşıtları ortaya çıkmıştı.

Elvis Presley’de örnek olması amacıyla bu aşıdan olmuştu. O yıllarda aşıya karşı olanların çocukları hayatını kaybetti. Diğerleri ise yaşadı. Aşının yapılış şekli, içeriği ne olursa olsun aşı karşıtları her zaman olmuştur. Beni asıl düşündüren bu aşı karşıtlarının içinde doktorların da olmasıdır. Ailemde herkes aşı oldu. Bende biontech‘i tercih ettim. Aşı olduktan sonra hiçbir yan etki yaşamadım, aksine kendimi çok daha güçlü ve dirençli hissettim, ne bileyim bana yaradı bu aşı, sanki vitamin almış gibi hissettim kendimi ve umarım ikinci dozda da yan etkilerini yaşamam, zaten bunlar geçici yan etkiler. Normal bir nezle hapı içtiğinizde dahi yan etkiler yaşanabiliyor.

Covid-19 aşısının kısa sürede bulunmasına hiç şaşırmadım, beklediğim bir buluştu çünkü hızla büyüyen ve de gelişen tıp teknolojisine sahip bir dünyada yaşıyoruz.

Aşı olmayan kişilere uygulanan yaptırımları ben hukuksuz bulmuyorum. Aşı olmamayı özgür bir karar olarak nitelendirmek komik bir idea. Bunun adı özgürlük değildir. Aşı olmayı reddetmek demek, bu hastalığa yakalanma ve bulaştırma olasılığının yüksek olması demektir. Hastalığı bulaştırma özgürlüğüne sahip olmakla katil olmak arasında hiçbir fark yoktur. Başkalarının sağlığını tehlikeye atıyorsanız bunun adı özgürlük değildir. O yüzden bütün dünyada uygulanan yaptırımları da kabul etmek zorundasınız.

Aşı karşıtlarına Platon’un mağara alegorisini hatırlatırım. Birkaç insan karanlık bir mağaraya zincirlenirler. Bu insanlar sağa ve sola doğru başlarını çeviremez, sadece karşıyı görebilir. Mağarayı bir insan terk eder dışardaki ışığı ve gerçekliği görür, duvarda gördükleri nesnelerin bir gölge olduğunu ve gerçek olmadığını fark eder. Sözün özü, siz mağarada zincirlerinizle yaşamaya devam edin, ışığı görenlere engel olmayın. Bilim ışık demektir, karanlıkta kalmayın.

Normalleşme Süreci

Konserler başladı, tiyatrolar ve sinemalar açıldı. Vizyonda bulunan filmleri ben pek beğenmedim dolayısıyla 1,5 saat boyunca bir salonda durup film izleme riskini alacağımı hiç zannetmiyorum. Tiyatroya gelince,  birçok oyun açık havada oynanacağı için hiçbir risk yok. Zira konserler de öyle…

Normale geçişle birlikte kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteği de kesildi ve bu yüzden şirketler de işçi çıkarmak zorunda kaldı. Örneğin, kafe ve restoranların bir çoğu kiralarını ödeyemediği için icralık olmuş ve bu nedenden dolayı işçi çıkarmak zorunda kaldıkları gibi mekanlarını açamadılar. Milyonları bulunan işsizliğe yeniden milyonlar eklenecek.

Dünyadaki insanların aşıya uyum sağlaması yani bağışıklık sağlaması en az iki yılı bulur. İsrail, Küba, Rusya ve Fransa başta olmak üzere covid19 vakaları yeniden artmaya başladı. Bunun nedeni aşının verdiği rahatlıktan dolayı maske-mesafe-temizlik kuralının ihlal edilmesi. Bu nedendir ki kış aylarında tekrar bir kapanmanın yaşanabileceğini tahmin ediyorum. Bunları tahmin etmemek için bir neden yok süreç bu duruma doğru yol alıyor. O yüzden şimdiden açıklamakta yarar var diye düşünüyorum. Bunların yaşanma olasılığı yüksek olduğu için nakdi ücret desteğinin yıl sonuna kadar uzatılmasının mantıklı bir karar olacağı kanaatindeyim. Kamu kuruluşlarında ayda 3-5-10 maaş alanlara para yetiştiren ekonomimiz, vatandaşına da 1500 lira gibi cüzi bir parayı çok görmeyecek ve süreyi yıl sonuna kadar uzatacaktır. Umarım.

Aşı karşıtlarının yolunu bilemem ancak benim yolum belli…

“Ben manevi miras olarak hiçbir nas-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş, kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.” (Atatürk)

Alkışlarımla,

Nil Yurda

(yurdayurtseven@gmail.com)

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz