Ülke insanımızın en büyük sorunlarından biri yaşadıklarından bir şey öğrenememesi… Hepimiz çabuk unutuyoruz yaşananları… 17 Ağustos depremini ruhen yeniden yaşadım diyebilirim. O gün ailem yaz tatilindeyken evde tek başıma yakalanmıştım 17 Ağustos depremine… Bir kamyon evin yan duvarına vurmuş sandım daha sonra artçı şekilde devam eden depremi hissettiğimde anladım. İlk yaptığım doğalgazı, su vanasını, elektriği kapatmak ve pencereleri açmak oldu saniyeyle yarışıyordum. O günden sonra bilincim saat 03:00’da uyanmaya başladı. O karanlık, rüzgâr fısıltısına benzeyen, çatırdayan ürkütücü sesi unutmam mümkün değil. Ben unutmadım.
Eylül 2019 yılında 5.8 şiddetinde gerçekleşen İstanbul depremini de unutmadım. Şişli’de ofisten hemen aşağıya indim. Yukarı ve aşağıya bakarak kaçacak yer arıyordum. Bütün çalışanlar dışarda açık alan arıyordu. Aklıma Gezi Parkı geldi oraya sığındım, yaklaşık iki saat kaldım ve ofisten erken çıktım. O gerginlikle nasıl çalışılır ki hele yaptığınız iş yaratıcılığa ve motivasyona dayalı yazarlık olursa… İstanbul’da yaşanan, şiddeti yüksek son depremlerden biriydi. Deprem Kumburgaz fay hattının batı ucunun hareketlenmesi sonucu Silivri’de gerçekleşmişti. Unutamadım.
Tüm bu yaşananlara rağmen depremle ilgili önergelerin reddedildiği ve üzerine imar affının yapılması bize halktan önce hükümetin ders alması gerektiğinin göstergesidir. Söz konusu hayati bir meseleyse kusuru affetmeyeceksin. Affetmek yeni faciaların devamını beraberinde getirir, yeni hatalara yol açar. Esasında bu sosyal ilişkilerde de böyledir. Bir arkadaşınız kalbinizi kırar defalarca affederseniz ve defa kez kırılırsınız. Olan size olur affettiğinize değil. Bu yüzden affedici olmak hele ki ülke meselelerinde söz konusuysa halkın hayati meseleleriyle ilgiliyse, kamusal ve yönetim anlamındaysa affedici olmak ülkenin zararınadır. Kısacası affedici olmak kamusal hayatta, özel ve sosyal ilişkilerde de tamir edici bir davranış değil. “Affet büyüklük sende kalsın” cümlesini unutmanın zamanı gelmedi mi? Hele ki devlet yönetiminde… Hoşgör sen affet gitsin aldırma ile yürümez bu işler.
Deprem 04:17’de meydana geldi ve saat 04:30’da hükümetin öve öve bitiremediği kamuya bağlı AFAD’ın deprem bölgelerine koordineli olarak bulunması gerekirdi. Asrın felaketi diyorsunuz, atom bombası etkisindeydi diyorsunuz bu felaketi her dakika yaşayanlardan biri olan Japonya’dan da ders alamadınız mı? Bir köprü yapmak için Japon mühendislerle birlikte bir araya gelmesini biliyorsunuz da deprem için de bir şeyler yapabilirdiniz.
Şu ömrümün 20 yıllık AKP döneminde görmediğimiz facia kalmadı maalesef. Asrın faciası AKP’dir. Depremi yaşamayan ancak televizyon ekranından izleyen halk dahi bundan kötü etkilenirken deprem bölgesindekileri çok daha iyi anlıyorum. Sorarım bir kerecik olsun hiç mi acıyı hissetmediniz yüreğinizde, hissetseydiniz bu koca yürekli halkın affına sığınıp istifa ederdiniz.
Sakın ha! Sakın seçimi ertelemeyin. Hiç olmazsa şu halkın affına sığınarak seçimden kaçmak yerine seçimi 18 Haziran’da yapın.
Affınıza sığınmadan yazıyorum bu ülkeyi hiçbir zaman çok iyi bir şekilde yönetemedin AKP!!!





















