Bedensel engelli Rukiye Türeyen‘in kitabı engellilere cesaret veren ve hayallerini gerçekleştirmeleri konusunda hiçbir engelin olmadığının bir kanıtı. Yazar, 1980 Sakarya’da doğdu. Henüz üç aylıkken geçirdiği menenjit hastalığı nedeniyle yatağa bağımlı bir şekilde yaşamaya başlamış. Spastik engelli ancak söz konusu hayalleri ve amaçları olunca her şeyi unutuyor.
Rukiye’nin babası akciğer kanserinden dolayı vefat etmiş. Annesi ise bir kaç yıl önce beyin ameliyatı olmuş o da ilaçlarla ayakta durmaya çalışıyor. Ailenin en büyüğü Rukiye, dört kardeşler. Rukiye’nin tek şikayeti engelliler için yapılan asansörlerin ve rampaların eksik olması. Rukiye’nin hayali ise okula gidebilmek. Okula gitmek bütün engellilerin hakkıdır diyor ve ekliyor;
“merhaba sevgili okurlarım… ben 1980 Sakarya doğumluyum.küçükken geçirdiğim menenjit hastalığı nedeniyle engelli olarak yaşamaktayım. 2014 yılında yazarlığa başladım. çeşitli haber siterınde köşe yazarlığı yapıyorum, hikayeler yazıyorum. amacım ise engelli bireylerin sesini geniş kitlelere duyurmak. siz değerli okurlarımın sayesinde bu amacıma ulaşacağıma inanıyorum.”
Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar kitabını tek parmağıyla yazmış ve %98 engelli biri.
Yürek dağlar engellilerin durumları; hep acınarak bakılır. Bir işe yaramaz sanılır.
Şimdi sizlere kendimden bahsedeceğim. Kararı siz verin, işe yarıyorlar mı yoksa yaramıyorlar mı?
Engelli bir birey öncelikle kendiyle ve bedeniyle barışık olmalı ki; yaşadığı zorluklara göğüs gerebilsin.
Uç aylıkken geçirdiğim menenjit bir diğer adıyla havale nedeniyle beden sağlığından yoksun biriyim. 37 yaşındayım ve kendimi bildim bileli kendi ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum…
İhtiyaçlarımı, kardeşlerim ve annem gideriyor. Babam, akciğer kanseri nedeniyle vefat etti. Annem, 7 yıl önce iki beyin ameliyatı geçirdi. Yine de biz çocukları için, ayakta duruyor.
Hikâyeler senaryolar yazıyorum. Bu kitap benim ilk kitabım. Kitabımda dört hikaye, bir oyun, bir skeç, bir senaryo, bir de mektup var. Çoğu zaman kitaptaki kahramanların yerine kendimi koyuyorum. Bilgisayar başında yazdığım karakterlerin bedenlerini kendi bedenim gibi kullanıyor, kendi bedenimde sergileyemediğim özgürlüğü o karakterlerin üzerinde sergiliyorum.






















