CHP’deki Kopukluk ve Yeni Bir Parti Arayışı

Değerli okurlar,

Bu yazıyı herhangi bir partinin mensubu olmaktan ziyade, bir felsefe mezunu ve felsefeci olarak kaleme alıyorum. Tarih boyunca ülkelerin en kritik kırılma anlarında filozoflar, düşünürler ve yazarlar hep ön saflarda yer almıştır. Tıpkı Hitler karanlığına karşı direnen aydınlar gibi; tıpkı Fransız İhtilali öncesinde toplumun vicdanını harekete geçiren Montesquieu, Rousseau ve Voltaire gibi. Bugün de benzer bir sorumluluk hissediyorum.

Kendimi, Milli Mücadele’nin en zor günlerinde kalemiyle ve cesaretiyle milletin yanında duran Halide Edib Adıvar gibi bir misyonun içinde görüyorum. Toplumsal gözlem, benim için hem bir alışkanlık hem de bir sorumluluktur. Bana ulaşan onlarca mesaj, sahadan gelen gözlemler ve birbirini tamamlayan tecrübeler, çok net bir tablo ortaya koyuyor:

Muhalif seçmen ve hatta CHP’nin kendi tabanında, son süreçte ciddi bir kırılma ve duygusal kopuş yaşanıyor. Bu kopukluk, Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu ile herhangi bir uzlaşmaya varması durumunda dahi kolay kolay onarılamayacak derinliktedir. Yapılan anketler de bunu teyit ediyor: ciddi bir oy erimesi söz konusu. Değişim ekibinin bu gerçekliği dikkate aldığını umuyorum.

Değişime inanan, güvenen parti örgütü, üyeler ve seçmenler, artık bir an önce ya yeni bir partinin kurulmasını ya da mevcut bir partiye sağlıklı bir geçişi talep ediyor. Benim görüşüm şudur: Bu yeni oluşum ya da geçiş platformu, hiçbir uç ideolojinin esiri olmamalıdır. Tamamen milli birlik ve beraberlik ilkesi üzerine inşa edilmelidir. Tıpkı Kurtuluş Savaşı öncesinde kurulan Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri gibi; farklılıkları bir kenara bırakıp ortak vatan toprağı etrafında kenetlenen bir ruh taşımalıdır.

Peki bu yeni yapıda kadro nasıl oluşturulmalıdır?

Bu, sürecin en kritik halkalarından biridir. Özgür Özel’in geçtiğimiz günlerde belediye başkanlarının CHP’de kalacağına dair yaptığı açıklama, stratejik açıdan isabetli bir adımdır. Ancak asıl mesele kadro politikasında yatmaktadır.

Önerim şudur:

  • Adı haklı veya haksız yere iftiraya, şaibeye, yolsuzluk iddialarına karışmış ilçe ve belde yöneticileri ile örgüt görevlilerine yeni yapıda yer verilmemelidir.
  • Geçmişi ve bugünü nispeten temiz, eğitimli, vizyon sahibi, meslekî kariyeri olan, kendi işiyle gücüyle geçinen, bağımsız kişilikler ön plana çıkarılmalıdır.
  • Partiyi “geçiş kapısı” veya “koltuk makinesi” olarak gören çıkarcı, konjonktürel tiplere kesinlikle kapı kapatılmalıdır.
  • Özellikle önemli görevlerde (MYK, PM, il başkanlıkları vb.) en az lisans mezunu, tercihen yüksek lisans veya doktora sahibi, entelektüel birikimi olan, ahlaki duruşu güçlü isimler tercih edilmelidir.

Bu yaklaşım, hem partiye olan güveni yeniden tesis eder hem de “eski siyaset” algısını kırar. Halk, artık “aynı yüzler, aynı kirli ilişkiler” görmek istemiyor. Temiz, ehil ve vizyoner bir kadro, yeni bir umudun en güçlü teminatı olacaktır.

Tarih, cesaretle ve ilkeli duruşla hareket edenlere fırsat vermiştir. Bu kritik eşikte, kişisel hırsları ve dar hesapları bir kenara bırakıp, milletin tamamını kucaklayan, ideolojik körlükten uzak, akıl ve vicdan merkezli bir siyasi hareket inşa etme zamanıdır.

Milletin aklı ve kalbi, bunu bekliyor.

İyilikle…

Nil Yurda. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz