Son zamanlarda Afganistan‘da yaşanan gelişmelerin Atatürk devrimi ve de Sovyet devrimiyle kıyaslanması hakikaten trajikomik. Amerika’nın bölgeden çekilmesiyle bunun Taliban’ın zaferi olarak nitelendirilmesi de oldukça saçma…
Bu değerlendirmeleri yapanların bir zamanlar “yetmez ama evet” diyenlerden hiçbir farkı yok. Aynı çizgideki zihniyet olarak kabul ediyorum. Mültecilere değil, mülteci politikasına karşı gelenleri ırkçılıkla suçlayanlar İngiliz yönetiminin Türkiye’yi mülteci merkezi olarak görmesine ne diyorlar çok merak ediyorum? Bu sosyalizm değildir bu emperyalist ülkelerin ekmeğine yağ sürmektir.
Afganistan tarihine bakarsanız sürekli olarak istikrarsız bir şekilde değişime uğramış. Sakın ola ki Küba devrimini de bu olayla kıyaslamayın bu defa beni gülme krizine sokarsınız. Taliban günümüz dünyasının karanlık bir yüzüdür ve Amerika bunu çok iyi kullandı. Bir zamanlar Usame Bin Ladin’i yaratan, kullanan ve yok eden ABD aynı şekilde Talibanı’da kullanıyor yani bölgeden çekilmiş değil aksine gölgesi orada. Hatta ABD-İngiliz etkisi o bölgede varlığını koruyor.
NATO’da dahi ağırlığı olan ABD’nin oradan ayrıldığına mı inanıyorsunuz? Türkiye, ABD’nin müttefiki olduğuna göre ABD’nin bölgedeki varlığı devam ediyor demektir. Bebeklerini Nato askerine teslim eden bir halkın bağımsızlığını elde edeceğine mi inanıyorsunuz? Afganistan’ın kuzeyinde başlayan direnişin lideri Ahmet Şah başarılı olursa Afganistan bağımsızlığına kavuşur tabi ABD izin verirse…
Diyalektik Materyalizm
Felsefi bilgilerime göre yorumlamam gerekirse; dünyadaki bütün pozitif devrimler diyalektik materyalizmle gerçekleşmiştir bunu başaran bağımsızlığına kavuşur. Nedir diyalektik materyalizm? Doğayı, tarihi, insanı, toplumu, dünyayı kısaca varoluş içinde yer alan hemen hemen her şeyi en gerçekçi, doğru bir şekilde kavrama, anlama ve dönüştürme mücadelesidir.
Taliban’ın dünyayı anlayış şekliyle birebir uyuyor mu? Arkeolojiye, tarihe, bilime, eğitime, sanata karşı olan bir zihniyeti devrim ve bağımsızlık gibi kavramlarla yan yana getirmek kusura bakmayın geri zekalılıktır. Taliban yıllar öncede vardı. Afganistan hiçbir zaman bağımsız değildi ki? 1919 yılında İngilizlerin elinden kurtulmuş, ardından SSCB işgal etmiş, ardından kırsal bölgede gerici mücahitler örgüt kurmuş ki Taliban bu dönemde yapılanmaya başlamış.
Karşıt Devrim Diye Bir Kavram Yoktur
Ben eylemleri ikiye ayırıyorum pozitif ve negatif eylemler. Yukarıda belirttiğim tanıma göre dünyaya, insana, doğaya uygun yararlı olan eylemler pozitif eylemlerdir. Bu pozitif eylemler devrime dönüşür. Karşıt devrim kavramı diye bir şey yoktur. Zira karşıt devrimle kurulan ülkeler her zaman yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu tehlikenin içinde İran’da vardır. Atatürk, devrimlerini diyalektik materyalizm gibi felsefi kavramlara uygun olarak gerçekleştirmiştir. Bu yüzden temeli sağlam ve her çağda geçerliliğini koruyan pozitif bir devrimdir.
Yaşadığımız dünya sürekli bir değişim, oluşum, çatışma ve hareket halindedir. Afganistan’da devrimci bir felsefi kavrayış yoktur bu olmadığı sürece bağımsızlığına kavuşamaz. Kadınları, çocukları katleden, tarihi yerleri yıkan, insanlara günümüz çağına uygun kıyafetleri, sosyal yaşamı yasaklayan bir zihniyetin yaptıklarını devrim kavramıyla kıyaslayamazsınız. Devrim, yenilik demektir, çağa uygun olan çağdaşlık demektir. Siz 600’lü yıllarda giyilen kıyafetleri zorla kadınlara-erkeklere giydiriyorsanız ve o dönemin yaşamanı zorla uygulatmaya çalışıyorsanız bu devrim değildir. Bu bağnazlıktır, gericiliktir, faşistliktir. Çağ dışı uygulamaları zorla topluma yaptırmaya çalışmak faşizmle eş değerdir, zorbalıktır, despotluktur.
Daha önceki yıllarda okuduğum ve tanıtımını yaptığım Uçurtma Avcısı kitabının filmini geçtiğimiz gün izledim. Film 2 saat sürüyor, orijinal adı ise The Kite Runner filmi mutlaka izleyin.
Filmde geçen replikler…
— Kendi vatanımda turist gibiyim.
— Sen burada hep turisttin bilmiyordun.





















