Türkiye tiyatrosu, bu yıl dördüncüsü düzenlenen İstanbul Uluslararası Kadın Oyun Yazarları Tiyatro Festivali ile yeni bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından organize edilen festivalin açılışı, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Tiyatro Salonu’nda gerçekleşti. Festival, dokuz farklı ülkeden kadın yazarların eserlerini tiyatroseverlerle buluşturmayı amaçlıyor.
Açılış töreninde konuşan İstanbul Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mehmet Fatih Dokgöz, festivalin önemine değinerek, kadın yazarların eserlerinin sadece yaşananları anlatmakla kalmadığını, aynı zamanda görünmeyeni açığa çıkardığını belirtti. Dokgöz, “Kadın yazarlar felaketleri, kırılmaları ve kayıpları çoğu zaman gündelik hayatın içinden, görünmeyen yerlerden ve sessizliklerden yola çıkarak dile getirir. Kadınların sözü, yalnızca yaşananı anlatmaz, görünmeyeni açığa çıkarır ve hafızayı diri tutar” ifadelerini kullandı.
Festival, Bursa Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ve Ayşe Kulin’in aynı adlı romanından uyarlanan “Sevdalinka” oyunu ile başladı. Oyun, Bosna Savaşı’nın acılarını ve insanlık dramını sahneye taşıyor. Yönetmenliğini Filiz Alpgezmen’in yaptığı oyunun sahneleme çalışmasını Özlem Saraç Özcan yürüttü. Oyuncu kadrosunda Ayşe Dinç, Ali Volkan Çetinkaya, Emre Yaşa, Orbay Sehlikoğlu ve Erem Nalcı yer alıyor. Oyunun sahne tasarımı ve ışık kullanımı izleyiciden tam not aldı; özellikle dramatik sahneler, seyircinin etkilenmesini sağlıyor.
Festival programında ayrıca Hatay’daki deprem bölgesinden katılan gençler için özel bir performans da yer aldı. Alan Antakya Dans Topluluğu, depremzede gençlerle birlikte hazırladığı “Bellek” adlı dans gösterisini sahneledi. Bu performans, deprem sonrası hafızanın, iyileşmenin ve birlikte yeniden var olmanın sahnedeki ifadesi olarak festivalin dikkat çeken etkinliklerinden biri oldu.
4. İstanbul Uluslararası Kadın Oyun Yazarları Tiyatro Festivali, toplam 10 gün sürecek ve bu süre boyunca kadın yazarların eserleri sahnelenecek. Festival, tiyatroyu yalnızca izlenen bir etkinlik olmaktan çıkararak, izleyiciyle paylaşılan ve hissedilen bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyor. Katılımcılar arasında Kazakistan, Rusya, İspanya, Peru, Tunus, Kuzey Makedonya, Kolombiya, Gürcistan ve Macaristan gibi ülkelerden gelen tiyatro ekipleri bulunuyor. Ayrıca, Türkiye’deki farklı Devlet Tiyatroları ile özel tiyatro grupları da festival kapsamında sahne alacak.
Festival boyunca düzenlenecek söyleşiler ve atölye çalışmaları, kadın oyun yazarlarının yaratıcı süreçlerini ve tiyatro dünyasındaki deneyimlerini paylaşmalarına olanak tanıyacak. Bu etkinlikler, katılımcılara hem uluslararası hem de yerel tiyatro perspektifini bir arada sunuyor. Atölyeler, genç oyun yazarları için özellikle ilham verici bir fırsat yaratıyor; yazarlık sürecindeki teknikler, sahne dili ve karakter yaratımı gibi konular detaylı olarak ele alınıyor. Ayrıca, festival süresince yapılan panellerde, kadınların tiyatro sektöründe daha görünür olması ve kariyer fırsatları tartışılıyor.
Festivalin bir diğer önemli etkinliği ise AKM’de hazırlanan “Sahnede Kadın” sergisi. Küratörlüğü ve tasarımı Devlet Tiyatroları Sanat Teknik Müdürü Hakan Dündar, sahne tasarımcıları Büşra Eroğlu ve Mustafa Mahdum tarafından yapılan sergi, izleyicileri kendi yaşamlarına, hafızalarına ve köklerine bakmaya davet ediyor. Devlet Tiyatroları Belgelik Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla hazırlanan sergi, kadın yazarların tiyatro yoluyla toplumsal hafızayı nasıl diri tuttuğunu gözler önüne seriyor.
İstanbul Tiyatro Festivali, hem yerli hem de uluslararası tiyatro topluluklarını bir araya getirerek kültürel bir buluşma noktası oluşturuyor. Kadın oyun yazarlarının eserleri, izleyiciye farklı bakış açıları sunarken, toplumsal olaylar ve insani deneyimler de sahnede güçlü bir şekilde ifade ediliyor. Festival, Türkiye tiyatrosunun çeşitliliğini ve zenginliğini uluslararası arenada da sergiliyor.
Festivalin açılışı sırasında, Genel Müdür Dokgöz ayrıca, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenleri anarak, tiyatronun bir tanıklık alanı olarak önemine dikkat çekti. Sanat yoluyla yaşananların kayda geçirilmesinin toplumsal hafızayı korumak açısından kritik olduğunu vurguladı. İzleyiciler, festival boyunca sadece tiyatro izlemekle kalmayacak, aynı zamanda farklı kültürel deneyimlere ve interaktif etkinliklere tanıklık edecek. Festival kapsamında yapılacak paneller, oyun yazarlığı yarışmaları ve öğrenci atölyeleri tiyatronun eğitim ve öğretici yönünü de ön plana çıkaracak.
Öne çıkan eserlerden biri olan “Sevdalinka”, savaşın yarattığı trajediyi ve insanlık dramını sahneye taşırken, diğer oyunlar ise günlük hayatın içinden, görünmeyen sessizlikleri ve kayıpları anlatıyor. Bu yönüyle festival, tiyatronun hem eğitici hem de dönüştürücü gücünü ortaya koyuyor.
10 gün sürecek festival boyunca farklı sahnelerde 19 oyun sahnelenecek. Festival, kadın oyun yazarlarının eserlerini görünür kılarak, tiyatro dünyasında daha fazla temsil ve çeşitlilik sağlamak amacı taşıyor. Bu sayede İstanbul, kadın oyun yazarlarının sesiyle uluslararası bir tiyatro merkezi hâline geliyor ve tiyatroseverlere unutulmaz deneyimler sunuyor.





















