Ben genelde her yeni yıla girerken mutlaka yazı yazarım ancak 2020’ye girişte bu eylemi yapmak hiç içimden gelmemişti. Mantığımla-kalbimi yan yana kullanan kişilerdenim. 1918 yılının enerjisini yaşadığımız 2020 yılını sanırım hiçbirimiz unutamayacağız. Böylesi tarihsel bir kaosa tanıklık etmeyi hiçbirimiz istemezdik. 2020 bana insanın, hayvanların, bitkilerin mülkiyete hapsedilen varlıklar olmadığını bir kez daha hatırlattı. Mülkiyet hakkı dediğimiz şey meğer insanın özgürlüğü değil tutsaklığıymış.
Mülkiyet sizi ne kadar özgür kılabilir ki?
Demem o ki; insanlığın bu doymak bilmeyen mülkiyet hırsı (Siteler, Rezidanslar, Plazalar) doğaya aykırı olan betonlaşmayı sanayileşmeyle birlikte tırmanışa geçirdi. Menderes döneminde patates tarlası olarak bilinen öyle kalması gereken Sakarya’ya otoyollar ve evler yapıldı. Aynı hatalar devam ediyor. Betonlaşma, iklim bozuklukları canlıların organizmasını ters yönde etkiledi, onlardan çıkan virüsler insanlık için tehlikeli hale geldi. Bundan 100 yıl sonra bir bitkiden çıkan virüsün yayılarak insanlık için tehlikeli olacağını tahmin etmek zor değil. Doğaya aykırı olmak insanın doğasına aykırı olmaktır. O yüzden ben insanların, hayvanların ve bitkilerin doğaya ait, özdeş olduğunu belirtmek isterim. Bu yüzden evlerde beslenen köpeklere, kedilere üzülmüyor değilim. Onları bahçenizde bulundurmanız çok daha mantıklı bana göre… Aynı şey bitkiler içinde geçerli.
En güçlü yasa doğa yasalarıdır
Dünyadaki tüm politikacılara sesleniyorum; Doğanın yasaları sizin yasalarınızdan çok daha güçlüdür. Bu yüzden dünyayı yok eden betonlaşmadan, kimyasal atıklardan, Kanal İstanbul gibi saçma sapan hayallerinizden vazgeçin ve iklim sorunlarına çare bulmaya çalışın. Aksi halde bu virüslerin ardı kesilmez.
Virüsten öncede yoksul olan ve virüsten sonra daha da yoksullaşan ülkemde bugün, şaşalı, rengârenk, etli, butlu, ördekli, hindili, içkili, meşrubatlı sofra fotoğrafları paylaşmayacağım. Böylesi bir yozlaşmaya ve görgüsüzlüğe asla alet olmayacağım.
Hz. Ali’nin çok sevdiğim bir sözü vardır, “Dünyada sonu olmayan iki şey vardır akıl ve ilim”. Aklınızı kaybedip, ilim ve bilimden uzaklaştığınızda yaşadığınız sonuçta çaresizlik olur.
Dileğim öncelikle sağlık ve güzelim ülkemin hak ettiği gibi akılla ve siyaset bilimine, insan haklarına ve uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak yönetilmesi.
Netflix Dizi Önerim
Yılbaşı tatilinde sizlere önereceğim bir Netflix belgesel dizisi olan The Last Czars’ı mutlaka izleyin.
Dizide geçen şu repliği hiç unutmam;
Çar “sizin gibi insanlarla tanışmamıştım, umarım bir daha da tanışmam.”
Bolşevik askeri “Ama aslında seninle daha önce tanıştık, 1891’de… On yaşındaydım. Uzak Doğu turunu tamamlıyordun. Tomsk’da mola verdin. Güzel bir gündü, hava harikaydı, çok mutluydum. O gün hepimiz okuldan izin almıştık. O gün arkadaşlarımın, ailemin yanında olduğumu hatırlıyorum, küçük bir bayrağım vardı, onu sallıyordum. Başınla selam verip, el salladığın o minik karıncalardan sadece biriydim. Tabii ki, hatırlamıyorsun. Bizden milyonlarca varken, senden sadece bir tane vardı.
Çar “Hakkımda ne düşündüğünü biliyorum. İyi bir çar olmaya çalıştım. Yaptığım her şeyi ülkem için yaptım.”
Bolşevik askeri “Peki, halk için ne yaptın? Rusya halk demektir. Bunu hiç farketmedin mi?
Vicdanınız ve kalbiniz neyse öyle yaşamanızı, 2021’in sağlık, mutluluk, huzur, sevgi, merhamet ve özgürlük getirmesini dilerim.
Alkışlarımla,
Nil Yurda Yurtseven
(yurdayurtseven@gmail.com)




















