Özgür Özel Büyükada’da İktidara Sert Tokat Gibi Mesaj Verdi!
11 Şubat 2026 tarihinde İstanbul’un en özel mekanlarından Büyükada, adalet arayışının ve umut dolu bir direnişin sahnesi oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri serisinin 88’inci durağı, Boğaz’ın incisi Adalar’da gerçekleşti. Binlerce yurttaş, vapurlarla, teknelerle, bisikletlerle adaya akın ederek meydanı doldurdu. Deniz kokusuyla karışan sloganlar, martı çığlıkları eşliğinde yükseldi: “Adalet istiyoruz!”, “Ekrem İmamoğlu serbest bırakılsın!”
Mitingin en çarpıcı anları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kürsüye çıktığı dakikalarda yaşandı. Özel, konuşmasına öncelikle Silivri Cezaevi’nde tutsak edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na selam göndererek başladı. Tutuklu cumhurbaşkanı adayının mesajı kalabalığı coşturdu: “Yenileceksiniz! Cesaretimize yenileceksiniz!” Bu sözler, adadaki her yurttaşın yüreğinde yankılandı.
Ancak günün en sert ve en çok konuşulacak bölümü, Özgür Özel’in yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ve bu atamayı gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirileriydi. Özel, kelimeleri adeta bıçak gibi keskinleştirerek şunları söyledi:
“Adalet Bakanlığı’na böyle birisi atandığı için kendi davamız adına son derece memnunum. Çünkü dün yapılan bu atama bizi bir kez daha haklı çıkardı. Erdoğan bu atamayla bizi doğrulamıştır. Akın Gürlek siyasidir. Tüm davalar siyasidir. Arkadaşlarımız masumdur; bunlar iftiracıdır, kumpasçıdır, darbecidir!”
Özel sözlerini daha da ileriye taşıyarak tarihe geçecek ifadeler kullandı:
“Böyle birisi adaletin başına geldiyse, artık bu iktidarın da sonu gelmiştir. Koltuğun taşımaya utandığı bir Adalet Bakanı’nı bu milletin sırtına yük edemezsiniz!”
Bu sözler meydanda adeta bomba etkisi yarattı. Alkışlar, ıslıklar ve “Hak hukuk adalet!” sloganları uzun süre kesilmedi. Özgür Özel, Akın Gürlek’in geçmişteki görevlerini ve tartışmalı kararlarını hatırlatarak, yargının siyasallaşmasının en somut örneğinin şimdi Adalet Bakanlığı koltuğuna oturtulduğunu vurguladı. “Vur Akın vur, vurdum. Koş Akın koş, koştum…” diyerek başlayan ironik anlatımıyla, yargıdaki bazı isimlerin iktidarın talimatlarıyla hareket ettiğini iddia etti.
Miting yalnızca adalet vurgusuyla sınırlı kalmadı. Özgür Özel, ekonomik yıkımı da sert bir dille eleştirdi. İstanbul Boğazı’ndaki köprü ve otoyolların özelleştirilmesi girişimine özellikle yüklenen Özel, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
“Öyle bir noktaya geldik ki, iki köprü satılıyor. Bu kadar büyük kötülüğü bozguna uğramış işgal ordusu bile yapmaz! 2012 yılında bu köprü ve otoyollara 5.5 milyar dolar teklif edildiğinde Erdoğan ‘7’den aşağı satmak vatan hainliğidir’ demişti. Bugün 3 milyar dolara köprüleri vermeye kalkıyorlar. Duyduk duymadık demeyin: Erdoğan geleceğimizi satıyor, engelleyin!”
Bu sözler, ekonomik krizin pençesindeki yurttaşların yüreğindeki öfkeyi dile getirdi. Özel, iktidarın 20 yılı aşkın süredir ülkeyi yönetmesine rağmen ekonomiyi çökerttiğini, gençleri umutsuzluğa sürüklediğini, emeklileri açlığa mahkûm ettiğini vurguladı. “Bu kadar büyük kötülüğü ancak çaresiz kalanlar yapar” diyerek, iktidarın artık tükeniş içinde olduğunu ifade etti.
Büyükada mitingi, aynı zamanda bir dayanışma ve umut gösterisiydi. Alandaki yurttaşlar, ellerinde karanfil, pankartlarında “Adalet Gelecek, Zulüm Bitecek” yazılarıyla adeta bir renk cümbüşü oluşturdu. Kadınlar, gençler, yaşlılar, işçiler, öğrenciler yan yana durarak aynı sesi yükseltti.
Özgür Özel konuşmasını şu güçlü mesajla tamamladı:
“Bu meydan boş kalmayacak. Her çarşamba, her hafta, her ay… Adalet için, demokrasi için, özgürlük için, Ekrem İmamoğlu için, tüm mazlumlar için buradayız. Bizi susturamayacaklar. Bizi yıldıramayacaklar. Çünkü biz haklıyız. Çünkü biz milletiz. Ve millet iradesi er ya da geç galip gelecektir!”
Büyükada’daki bu miting, sadece bir siyasi gösteri değil, aynı zamanda bir dönemin sonuna yaklaşıldığının da ilanı gibiydi. Özgür Özel’in “Bu iktidarın da sonu gelmiştir” cümlesi, birçok kişi tarafından “artık geri dönüş yok” manifestosu olarak yorumlandı.
Adalar’ın sakin sokakları, vapur iskeleleri ve mavi beyaz dalgaları bugün tanıklık etti: Bir millet adalet için ayağa kalkıyor ve sesi giderek daha gür çıkıyor. Bu ses, İstanbul’dan tüm Türkiye’ye, oradan da dünyaya yayılıyor. Ve o ses diyor ki: Zulmün sonu yakındır. Adalet kazanacaktır.
Öte yandan Özel’in çıkışı, muhalefetin önümüzdeki dönemde iletişim stratejisini daha sert ve doğrudan bir çizgiye taşıyacağının da işareti olarak yorumlanıyor. Parti yönetimi, hem hukuki süreçleri hem de bürokratik atamaları yakından izleyeceklerini ve her adımı kamuoyu önünde tartışmaya açacaklarını belirtiyor. Bu yaklaşımın, seçmen nezdinde şeffaflık ve hesap verebilirlik vurgusunu büyütmeyi amaçladığı değerlendiriliyor. Siyasi atmosferin giderek sertleştiği bu dönemde, karşılıklı açıklamaların ve polemiklerin gündemi belirlemeye devam etmesi bekleniyor. Tartışmaların odağında ise hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve seçim takvimi başlıkları yer almayı sürdürüyor. (Kaynak: ANKA)





















