Pandemi sürecinde yaptığım rutin eylemlerden biri oldu online eğitimler. Edinburg ve Valencia Üniversitesi’nde aldığım eğitimlerin ardından Nisan’nın son haftası Harvard’daki Justice eğitimim başlayacak. Bununla ilgili çok sorular alıyorum. Nasıl kayıt oldun? Neler soruyorlar?
Bu tarz eğitimlere üniversitenin kendi sitesinden ulaşıp kayıt olabiliyorsunuz. Şayet sertifika almak istiyorsanız bunun için tahminen 1500-2000 lira ve üzeri ücret ödemeniz gerekiyor. Şayet zekanıza ve kendinize güveniyorsanız bu parayı ödemenize gerek yok. Bunun için sizden yaklaşık iki A4 sayfası kadar kendinizi tanıtan (hangi bölümlerde okudunuz, hangi işlerde çalıştınız..vs) ve kayıt olacağınız bölümle ilgili düşüncelerinizi ve planlarınızı soruyorlar. Öyle herkese burs vermiyorlar bunu belirtmek isterim. Mantıklı ve zekice bir yazı yazmanız gerekiyor. Bu platformlarda ana diliniz kadar olmasa da elbette İngilizce bilmeniz gerekiyor. Ben zorlandığım kelime veya cümlelerde çeviriyi kullanıyorum. Ancak bunun için çok pratik olmanız gerekiyor. Online eğitimlerde eğitimin başladığı tarihten itibaren çevrim içi olmanız şart.
Ben felsefe mezunu olduğum için Adalet kavramıyla ilgili düşüncelerimi paylaşırken tamamen felsefeden yararlandım. Bu konuda hiç zorlanmadım diyebilirim. Zira, benim kendi ilgi alanım.
Neden Harvard?
Doğrusunu söylemek gerekirse ilk kayıt olduğum zaman tepkiler almaktan çekindim. “Senin gibi solcu birinin emperyalist bir ülkenin üniversitesinde ne işin var?” Neyse…
Başvuru öncesinde eğitim sistemini inceledim. Dünyanın en iyi profesörlerinden Michael Sandel eğitim veriyor. Bizim ülkemizdeki öğrenciler, Harvard’lı öğrencilerin ülkelerini eleştirdikleri o sözleri burada söyleseler “ben devletim, bu sözlerini devlete söylemiş oluyorsun” cümlesiyle karşılaşırlar. Ki, bunu Boğaziçili öğrencilerin başına gelen hadiselerde gördük. Bizim öğrencilerimiz dünyanın en zeki öğrencileri lakin özgür değiller, sorgulama ve eleştirme hakları sürekli engelleniyor. Gelecek korkusu, iş bulamama korkusu, sosyal hayatta özgür olamama korkusu sürekli yaşadıkları kaygılar.
Şunu unutmamak gerekir ki Amerika adalet, özgürlük ve demokrasi kavramını sadece kendi ülkesinin politik, ekonomik, stratejik güvenliğini garanti altına almak için başka ülkelerin iç işlerine karışarak, dağıtarak sağlıyor. Kendi ülkesindeki siyah-beyaz üzerinden yapılan ırkçılığa çözüm bulamayan diğer ülkelere nasıl demokrasi getirebilir ki? Adalet bunun neresinde?Yani bu işler, hep politik işler…
Söz konusu Justice dersi olunca forumlarda Amerika politikasını sorgulayıp, eleştirebileceğim. Çok özgürce bir tartışma platformları olduğunu söylemek isterim. Adalet kavramını ilkçağ, ortaçağ ve günümüz çağının felsefesine göre yorumluyorlar. Derste siyaset felsefesinin temellerini, sosyal adalet ve ceza adaleti anlayışı ve modern adalet sistemi, olumlu eylemler, eşitlik gibi konuları felsefi boyutta aktarıyorlar. Kısacası Justice Philosophia eğitimi veriyorlar diyebiliriz.
Böylesi okulların sertifikasına sahip olmak elbette sizi farklı yapacaktır. Entelektüel birikiminiz daha da büyüyecek ve vizyonunuza artı değer katacaktır. Tek bir dezavantajı var ki o da şu; başvuru yapacağınız şirketler sizden beklenilenin üstünde performans isteyeceklerdir.
Ne Olacak Bu Dünyanın Hali?
Coronavirüs bu yılda geçecek gibi görünmüyor. Bütün dünya %100 aşılandıktan sonra coronanın normal bir grip virüsü gibi olacağını tahmin ediyorum. Yani coronaya alışmak zorunda olduğumuzu artık kabul etmemiz gerekiyor. Ancak alışverişe giderken, yürüyüş yaparken gördüğüm kadarıyla restoran ve kafelerde ne yazık ki sosyal mesafeye uymayan bazı mekânlar mevcut üstelik masalarda da dezenfektan yok. Sizlere tavsiyem yemeğinizi mümkün olduğunca hızlı yiyin, maskenizi takın ve mekânda uzun süre kalmayın. Komşumun kızı gittiği bir restoranda virüsü kaptı ve iki hafta sonra hayatını kaybetti. Bu hastalığın kimi iyileştirip, kimi öldüreceği hiç belli olmuyor. Sağlıklı biri de ölebiliyor. O yüzden kendi önleminizi alın, önlem almayan yerlerden ve kişilerden uzaklaşın.
Pandemiyle birlikte kapitalizmin çırpınışına da şahit oluyoruz. Birçok ülke halkına gerekli gelir kaynağını sağladı. Birazda olsa onlar nefes alabiliyorlar. Bunun nedeni ise ekonomilerinin iyi, hazinelerinin dolu olması. Bizde malum biliyorsunuz durumu. Enflasyonu %15’le ekonomisi büyüyen bir ülkeymişiz?! Artık insanlar, milliyetçilik ve dini kavramlarla politika yapıp ekonomilerindeki çatlaklığı kapatmaya çalışan liderlere güvenmiyorlar ve inanmıyorlar. Bu yüzden coronayla birlikte değişecek olan yeni dünya düzeninde sol trendin kavramlarına hazır olun. Sosyal demokrasi, özgürlük, adalet, eşit ücret ve emek gibi…
Coronanın ilk çıktığı günden itibaren en çok etkilenen ve işten atılan hiç kuşkusuz turizm sektörü oldu ve sektörün ülkedeki aşılanmanın tamamen bitmesinin ardından canlanacağını düşünenlerdenim. Bu nedenle KÇÖ ve nakdi ödemelerin sadece turizm sektörü çalışanları için, yıl sonuna kadar uzatılması gerektiğini savunanlardanım. Umarım öyle de olur aksi halde ülke ekonomisinin en büyük katkıyı aldığı turizm sektörü çökerse bunu toparlamak çok zor olacaktır.
Alkışlarımla,
Nil Yurda
yurdayurtseven@gmail.com






















