İklim Krizinde Türkiye'yi Bekleyen Tehlike
İklim Krizinde Türkiye'yi Bekleyen Tehlike

Geçtiğimiz günlerde iki haftalığına Sivas‘a köye gittim. Köy yaşamının insana verdiği huzuru bilirim. Biraz huzur ve bol oksijen almak aynı zamanda önümüzdeki yıllarda planlamasını yaptığım uluslararası film festivallerine kısa film hazırlamak için birkaç görüntü aldım.

Sivas, Türkiye’de oksijeni bol olan ender şehirlerden biri. Havası temiz fakat küresel iklim sıcaklığını orada da hissettim. Gündüz hava sıcaklığı aşırı sıcakken, akşamları ise üşütecek kadar serindi, hırka, ceket giydim.

Bölgesel olarak Sivas’ın bütün köylerinde kuraklık yaşanırken, ağaçlandırma neredeyse hiç yok. Bu anlamda köylülere kızdım diyebilirim. Ağaçlandırma konusunda köy muhtarının ve dernek başkanının ilgilenmesi gerekir. Devlete başvurarak ağaçlandırılması sağlanabilir. 2015 yılından beri TEMA‘ya fidan bağışı yapan biri olarak söz konusu doğa olduğunda aşırı hassasım.

Gelecekte Türkiye’nin Yaşayacağı Büyük Tehlike 

Doğaya olan hassaslığımın nedeni ise insanın doğasız yaşayamaması bilincinde olmamdır. Doğa kendini yenileyebilir, doğa insan olmadan da kendini var edebilir, peki ya insan? İnsan doğa olmadan kendini var edebilir mi? İşte bu yüzdendir ki, betona, plazalara, nükleer ve termik santrallere, maden ocaklarına döktüğünüz milyon dolarları doğanın yaşaması, yok olmaması için harcamanız çok daha mantıklı olacaktır. Geçtiğimiz yıllarda birçok bilimsel makale okudum. Türkiye’de hava sıcaklıklarının 50 dereceye kadar ulaşacağını yazmıştı.

Climatechangepost’un haberine göre Türkiye‘de hava sıcaklıkları 1960-1990 yılları arasında 6 derece artarken, 1993’ten sonra bu oran daha da yükselmiş ve 34 derecelere kadar ulaşmış. 2071-2100 yılında ise Ege-Akdeniz kıyılarında yağışlar iyice azalacak, Karadeniz kıyılarında ise artmaya devam edecek. Orta Anadolu’da ise yağışlarda az değişiklik yaşanacak. En şiddetli yağış azalmaları ise Güneybatı sahillerinde görülecek. Aynı şekilde Kafkas kıyı bölgesi ise fazla yağış alan bölgeler olacak.

Kısacası bu bölgelerde önümüzdeki ve sonraki yıllarda çok daha şiddetli sel felaketlerine hazır olmalı ve buna göre şimdiden şehir planlaması açısından afetlere karşı güçlü yapılar ve planlamalar yapılmalıdır. Yine yapılan araştırma ve tahminlere göre 2030 yılında Türkiye’de yağışlarda %5’lik bir azalma meydana gelecek. Bu oran 2050 yılında %10 azalacak. Sözün özü şu ki, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’da sel felaketleri meydana gelirken, Akdeniz ve Ege bölgesi çölleşmeye başlayacak.

Bence şimdiden acil olarak Türkiye’deki bilim insanları sahte yağmur tekniği üzerinde çalışmalar yapmalıdır. Bunun yanı sıra her bölge için yangın söndürme uçakları alınması gerekiyor. Önümüzdeki yüzyıllarda bir çok ülke değişmeye başlayacak gibi görünüyor. Aynı zamanda ülkede karbondioksit salınımının azaltılması için gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor. Yenilenebilir enerji üretimleri üzerinde çalışmaların şimdiden yapılacak olması, Türkiye’nin bu yıl hissettiği iklim krizini en azından önümüzdeki yıllarda büyük boyutlarda yaşamasına engel olacaktır. Hava kirliliğinin yüksek olduğu şehirlerde bu oranı azaltmak için ciddi çalışmalar yapılmalıdır.

Geçtiğimiz günlerde Fransa parlementosu iklim yasası tasarısını kabul etti. Türkiye’de de böyle bir yasanın olması ve uygulanması gerekir. Mevcut iktidarın bunu önemseyeceğini zannetmiyorum ancak millet ittifakı iktidar olduğunda mutlaka böyle bir yasayı meclise taşıyıp onaylamaları gerekir.

Yaşanacak olan iklim krizi yiyeceklerden tutunda giyeceklere kadar yaşam şartlarımızı tamamen değiştirecek. Bu değişikliğe hazır olun!

Alkışlarımla, 

Nil Yurda 

(yurdayurtseven@gmail.com)

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz