Ana akım medyada yazılı, görsel dahil, sunucusundan, muhabirine, editöründen, köşe yazarına kadar bütün çalışanların incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kişilerin AKP bürokratlarıyla ilişkilerinin olduğu aşikar. İktidarı bu derece öven başka bir medya etiksizliği hiçbir dünya ülkesinde yoktur. Sadece denizin değil medyanın da kirlendiği güzelim ülkemde kırk yıl düşünsem haberi yapanların, sunanların haber olacakları aklımın ucundan geçmezdi.
Kimi mafyanın torpili, kimi filan iş adamının arkadaşı, kimi filan bürokratın sevgilisi…. Ve dışarda yığınla yeni mezun olmuş ya da gazeteci olma umuduyla ders çalışan gazetecilik okuyan gençler varken bunların yaşanması, bu gençleri sadece meslekten soğutmaktan bir işe yaramaz. Onlara ne diyeceksiniz? “Git bir işadamının ya da politikacının sevgilisi ol, filan mafyanın dostu ol yoksa çalışamazsın mı?” diyeceksiniz. Bu ülkede yeteneklerinin aracılığıyla değil de birilerinin aracılığıyla bir yerlere gelenler emin olun çabuk sönerler. Bu torpilli kişilerin yaptıkları programlar izlenmez, yazdıkları okunmaz. Esasında bu kirlenme Fetönün medyadaki kadrolaşmasıyla başladı. Kimi bylock davasından dolayı işinden oldu. Bu nedenle kiminle arkadaş, sevgili, dost olduğunuza, kiminle çay, kahve içtiğinize dikkat edin. Bana bulaşmaz demeyin, mesafeli olun. Lakin kötülük bulaşıcıdır ve iyiliğinize çabuk bulaşır.
Sözün özü bizde bu ayna kırılmış, kirlenmiş… Bu izi temizlemek iktidara gelecek olan CHP ve İyi Parti’ye düşer, umarım medya kadrolarını tamamen temizlerler. Adı mafyaya, fetöye karışmış bir partinin aracılığıyla kamu ve özel sektörde çalışanları çıkarın. Zira bu kişilerin her birinin suç ortağı olduğunu unutmayın.
DasDas’ta Dijital Sergi
Türkiye’de aşıların hızlı bir şekilde yapılmasının ardından bazı yerlerde sanatsal etkinlikler yapılmaya başlandı. 11 Haziran Cuma günü DasDas Sahne’de aklın, bilginin, algının, bilimin, sanatın ve teknolojinin bütünleştiği dijital bir sergiye gittim.
Muhteşem renk ve ışık kombinasyonlarıyla Van Gogh ve Osman Hamdi’nin resimlerinde kullanılan ve de Göbeklitepe’yi oluşturan renkler, geometrik şekiller dörtlü dev ekranlardan yansıtıldı. Bu serginin bir benzeri Paris Müzesi ile Amsterdam’da bulunan Van Gogh Müzesi’nde yer alıyor. Sırf bu sergileri görmek için Amsterdam ve Paris’e gidenler var. Sizler oralara gitmek istemiyorsanız eğer, DasDas Sahne’deki bu sergiye gidebilirsiniz. Sergide çekim yapabiliyorsunuz. Ancak benim gibi sadece tek bir noktaya odaklanıp, 5 dakika olduğunuz yerde kalırsanız bir süre sonra sersemleyebilirsiniz. O yüzden aynı noktada kalmayın, yürüyün derim.
Sea Snot Kanal İstanbul
Geçtiğimiz günlerde yabancı medyada Marmara’da müsilaj-deniz salyası sorunu sea snot olarak yayınlandı yani deniz sümüğü… Hakikaten çok tiksinç. Doğa ne yazık ki insanımızın üşengeçliğinin ve vurdumduymazlığının, cahilliğinin kurbanı oluyor. İstanbul kültür-sanat, eğlence-doğa açısından dünyanın her mevsim turist çeken yerlerinden biri. Marmaris, Çeşme ve Kaş gibi yerler daha çok yaz aylarında rağbet görürken kışın bu yerler ıssızlığa teslim eder kendini. Ancak İstanbul öyle değil. Kışında turisti olan şehirlerden. Musilaj olayından sonra buraya turist gelir mi? İstanbul boğazı yani dünyanın en popüler manzaralarından meşhur Bosphorus musilaja yenik düşer mi?
Zeus’un İo’su yaşasaydı buradan yine geçer miydi? Aklıma bu mitolojik hikaye geldi. İo çok güzel bir rahibedir ve Hera’nın tapınağında yaşar. Çapkın tanrı Zeus, İo’yu görür görmez aşık olur. Hera bunu duyar ve çılgına döner. Zeus, İo’ya aşık olmadığını söyler fakat Hera’ya inandıramaz. Zeus, Hera’nın İo’ya zarar vermesini önlemek için İo’yu ineğe dönüştürür. Hera bunu da öğrenir ve ineği ister ardından yüz tane gözü olan gardiyan Argus’a verir. Argus, İo’yu bir zeytin ağacına bağlar. Zeus onun acı çekmesine dayanamaz ve çoban kılığına giren Hermes’i yollar ve İo’yu kurtarır. Hera yine durmaz ve bir at sineğini İo’nun peşine gönderir. İo ise dünyanın her yerine koşar. En son Trakya boğazını geçer ardından Grekçe anlamı inek geçidi olan Bosphorus’a gelir, Yunanca ise Bosphoyearsrus demektir. Kısacası böylesi mitolojik ve de antropomorfizm hikayelere konu olmuş bir yer İstanbul’un Marmarası… Doğanın kendi oluşturduğu bu efsanevi Bosphorus, kanal İstanbul yapıldığında tamamen cazibesini ve tarihini yitirecek diyebilirim. Umarım bu saçma sapan akıllara ziyan, bilime aykırı bu rant salyası projeden vazgeçilir.
Alkışlarımla,
Nil Yurda
(yurdayurtseven@gmail.com)





















