CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Silivri’de görülen Aziz İhsan Aktaş davasına dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. X hesabından yaptığı paylaşımda Çelik, davada tutuklu bulunan belediye başkanları ve yol arkadaşlarının savunmalarını üstlendiğini belirterek, dosyada herhangi bir somut delil bulunmadığını vurguladı. Açıklamalar, kamuoyunda dava sürecine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Çelik paylaşımında, davanın hukuki zeminden çok siyasi bir hedef doğrultusunda yürütüldüğünü ifade etti. Öne çıkan ifadeler arasında “Somut delil yok. Görüntü yok. Hesap hareketi yok. Sadece itirafçılığa zorlanan sanıkların iftiralarından oluşan ve dedikodudan öteye geçmeyen iddialar ile 34 kişi hâlâ hücrelerde tutsak” cümleleri yer aldı. Bu sözler, davanın temelinin eksik olduğu ve somut kanıtlarla desteklenmediği eleştirisini güçlendirdi.
Çelik’in açıklamaları, siyasi iktidarın CHP’li belediyelere yönelik hedefli bir operasyon yürüttüğü iddialarını gündeme taşıdı. Başkan, suç örgütü lideri olduğu iddia edilen kişinin geçmişte 594 kamu ihalesi gerçekleştirdiğini ve bunların 473’ünün AKP’li belediyeler ve merkezi kurumlar tarafından verildiğini belirtti. Ancak davada sadece CHP’li belediyelerle yapılan ihalelerin soruşturma konusu yapıldığına dikkat çekti. Çelik, bu durumu “Çünkü amaç hukuki değil siyasi! Onların hedefi CHP, CHP’nin hedefi iktidar!” sözleriyle özetledi.
Somut Delil Yokluğu ve İddiaların Dayanaksızlığı
Özgür Çelik’in açıklamalarında en çok vurgulanan nokta, davada somut delil bulunmaması oldu. Görüntü kayıtları, hesap hareketleri ya da maddi belgeler olmadığı belirtilirken, sanık ifadelerinin ise itirafçı baskısıyla alındığı iddia edildi. Bu durum, davanın hukuki temellerinin zayıf olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, somut delil eksikliğinin yargılama sürecinde adil yargılanma hakkı açısından önemli bir sorun teşkil edebileceğini belirtiyor.
Dava sürecinde tutuklu bulunan 34 kişinin hâlâ cezaevinde olması, Çelik’in açıklamalarına ayrı bir boyut kazandırıyor. Çelik, bu kişilerin haksız yere hücrelerde tutulduğunu ve davanın siyasi motivasyonlarla yürütüldüğünü ifade ederek, kamuoyuna ciddi bir çağrı yaptı. Bu açıklama, özellikle CHP’li belediyeler ve siyasi gözlemciler arasında büyük yankı uyandırdı.
Siyasi Amaç Eleştirisi ve CHP’ye Yönelik Hedefler
Çelik’in dikkat çektiği bir diğer nokta ise davanın siyasi boyutu oldu. İhaleler üzerinden yürütülen soruşturmaların sadece CHP’li belediyeleri hedef alması, davanın amacının hukuki çözüm olmadığını gösteriyor. Başkan, suç örgütü iddialarının, CHP’yi iktidar hedefinden uzaklaştırma ve kamuoyunu etkileme amacı taşıdığını belirtti.
Bu bağlamda Çelik’in açıklamaları, Türkiye’de yargı süreçlerinin siyasallaştığı yönündeki tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı. Hukuk uzmanları, yargının bağımsızlığının korunmasının demokrasiler için kritik olduğunu vurgularken, siyasi davaların adil yargılama hakkını zedeleyebileceğine dikkat çekiyor.
Kamuoyuna Yönelik Mesaj ve Hukuki Mücadele
Özgür Çelik, paylaşımında davada tutuklu bulunan belediye başkanları ve yol arkadaşlarına destek mesajı vererek, hukuki mücadelelerinin sonuna kadar süreceğini ifade etti. Başkan, kamuoyunu bilgilendirirken, davanın siyasallaştırılmış bir operasyon olduğunu öne sürdü ve hukuk çerçevesinde adaletin sağlanması çağrısında bulundu.
Bu açıklamalar, Türkiye’de belediyelere yönelik soruşturmalara dair tartışmaları canlı tutarken, hukuki süreçlerin şeffaflığı ve adil yargılanma ilkeleri konusundaki hassasiyetleri de gündeme taşıdı. Özellikle sosyal medyada geniş yankı uyandıran açıklamalar, kamuoyunun davaya ilişkin farkındalığını artırdı.
Hukuki Temelin Ötesinde Siyasi Bir Hedef
Aziz İhsan Aktaş davası, hukuki tartışmaların ötesinde, Türkiye’de siyasi dengeler ve belediyelere yönelik operasyonlar açısından sembolik bir öneme sahip. Özgür Çelik’in açıklamaları, davanın eksik delillerle yürütüldüğünü ve CHP’yi hedef aldığını ortaya koyuyor. Bu bağlamda dava, sadece hukuki bir mesele değil, aynı zamanda siyasi bir mücadele alanı olarak değerlendiriliyor. Çelik, hukuki mücadele sürecinde toplumsal farkındalığın önemine de dikkat çekti. Vatandaşları bilgilendirmenin, siyasi motivasyonlu davalara karşı dayanışmayı artıracağını vurgularken, adaletin sadece mahkemelerde değil kamu vicdanında da yer bulması gerektiğini belirtti.
Çelik’in mesajı, kamuoyuna ve hukuki süreçlere dair bilinçlendirme niteliğinde. Tutuklu belediye başkanları ve yol arkadaşlarının savunmalarının hukuki zeminde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, davanın siyasi amaçlarla yürütüldüğünü açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’de adaletin siyasallaşmasına karşı verilen mücadele, bu dava üzerinden de gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Öte yandan Çelik’in açıklamaları, siyasi baskının yargı süreçlerine etkisi konusunda geniş bir tartışma başlattı. Hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkı, demokrasi için vazgeçilmez ilkeler olarak öne çıkarken, davanın seyri Türkiye’de siyasi iktidar ile muhalefet arasındaki gerilimi de gözler önüne seriyor.




















