Siyasette Stratejik Aklın Zaferi
Siyaset, yalnızca duygularla ve toplumsal reaksiyonların rüzgârıyla yürütülecek bir alan değildir. Duygu kitleleri harekete geçirebilir; ancak devleti yönetmeye aday bir siyasi aktörün karar mekanizmasında akıl, rasyonalizm ve stratejik vizyon belirleyici olmak zorundadır.
Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen Çerçeve Yasa oylaması da devlet rasyonalizmi ile toplumsal duygu arasındaki dengenin somut bir örneği oldu.
Görüntüde Ayrışma, Özünde Strateji
Özgür Özel’in “evet” oyu kullanırken partisindeki milletvekillerinin yaklaşık yüzde 60’ının “hayır” demesi, ilk bakışta bir çatlak veya disiplinsizlik olarak görülebilir. Oysa bunun arkasında son derece hesaplı bir stratejik akıl bulunuyor.
Özgür Özel, yarın ülkeyi yönetmeye talip bir lider olarak masayı deviren, toplumsal uzlaşmadan kaçan veya çözümün önünü tıkayan taraf konumuna düşmedi. “Evet” diyerek kendisini ve partinin ana omurgasını çözüm iradesinin ve devlet sorumluluğunun merkezine yerleştirdi.
Diğer yandan, tabanın ve seçmenin kaygılarını da görmezden gelmedi. Grup kararı almayıp milletvekillerini serbest bırakması, tabandaki tepkinin Meclis zemininde ifade edilmesini sağlayarak önemli bir emniyet supabı işlevi gördü. Böylece hem devlete hem de sokağa aynı anda mesaj verdi.
Lozan Vurgusu ve Yeni Anayasa’ya Karşı Set
Bu oylamayı yalnızca bugünkü metin üzerinden okumak eksik olur. Özgür Özel’in Meclis konuşmasındaki Lozan ve Anayasa vurgusu, daha büyük bir stratejinin işaretlerini taşıyor.
Verilen mesaj özünde şu:
“Toplumsal huzur, barış ve kardeşlik için sorumluluk alır, Çerçeve Yasa’ya evet deriz. Ancak bu tutumumuzu Cumhuriyet’in niteliklerini, Lozan’ın ulusal egemenlik anlayışını ve Anayasa’nın değişmez ilkelerini pazarlık konusu yapacağımız şeklinde yorumlamayın.”
Özgür Özel, Çerçeve Yasa’ya destek vererek iktidarın elindeki “muhalefet çözüm istemiyor” kozunu aldı. Aynı zamanda Lozan’ı ve Anayasa’yı hatırlatarak olası bir Yeni Anayasa sürecinde kurucu değerlere ve üniter yapıya yönelik hamlelere karşı sınırı da çizdi.
Siyasette büyük liderlik, anlık duyguları ve seçmen reaksiyonlarını yönetmekten öte, ülkenin ve partinin uzun vadeli stratejisini yönetebilmektir.
Özgür Özel’in dünkü oylaması ve Meclis konuşması, tam da bu açıdan değerlendirildiğinde, duygusal rüzgâra kapılmak yerine stratejik aklı tercih eden bir siyasi hamle olarak okunabilir.
İyilikle…
Nil Yurda.





















