Lal Pekin ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Yetenekli, vizyon sahibi, entelektüel ve insan olarak çok mütevazı, sevimli genç bir arkadaşım. Ülkemizde sanat, emek ve mücadele isteyen manevi zenginliğe sahip pozitif alanlardan biridir. Sanatla ilgilenen herkesin ortak özelliklerinden biri her şeye rağmen umutlu, mutlu olmalarıdır. Lal’de seramik sanatçısı olarak böyle bir kişiliğe sahip ve geleceği çok parlak.


Kilin Sanata Dönüş Yolculuğu
Geçtiğimiz gün Beyoğlu Pera Vitruta’nın alt katında Lal Pekin Atelier Pop-up sergisine gittim. Neolotik çağdan kalma bulunan arkeolojik eserlerin günümüze uyarlanmış, yenilenmiş hali diyebiliriz. Sergide aynı zamanda oyun çamuru köşesi de bulunuyor burada sizlerde ilginç ve güzel şeyler üretebilirsiniz. Seramiklerde renk olarak kırmızı, mor, su yeşili, sarı, beyaz, mavi kullanılmış. Serginin bir bölümünde dikkatimi çeken ibrik ya da çömlek eseri ise Çanakkale Müzesi’nde gördüğüm eski zamanlarda kullanılan çanak ve çömleklere çok benziyordu.


Sergide genç sanatçılardan Hilal Can’ın eserleri de bulunuyor. Hilal Can’ın eserleri mücadeleci ve yoğun geçen hayatın içinde akıp giden yorucu, teknolojik ve renkli anıları yansıtıyor gibi… Ben Hilal’in eserlerine bakınca böyle bir duyguya kapıldım. Özellikle oturmuş elinde cep telefonu bulunan insan profilinde teknolojinin bizleri nasıl esir aldığını anlatan ilginç eseri dikkatimi çekti. Sergide aynı zamanda Efe Işıldaksoy’un “Kavuşmak” eseri de yer alıyor.


Lal Pekin sergisinde ana ifade aracı olarak kilin her türünü kullanarak sanatsal ve fonksiyonel seramik eserler üretmiş. Sergide kullanılan kil çeşitleri ve boyalarda bulunuyor. Yani eserlerin henüz öz dediğimiz ham hali de yer alıyor. Öncesi ve sonrası diyebiliriz. Killer Trakya’nın maden ocaklarından özenle toplanılarak getirilmiş. Demir oksit pigmentler içeren killer atölyede araştırma, geliştirme test sürecinden geçerek şekillendirilmiş. Örneğin beyaz kilin kozmetik ürünlerde maske olarak kullanıldığını öğrendim. 
Beyoğlu’nun yoğun ve enerjik havası içinde gezinirken Lal Pekin’s Pop-up sergisine gün içinde 25 Nisan tarihine kadar gidebilirsiniz hem dinlenmiş hem de bir eserin nasıl yaratıldığının tanığı olursunuz. Mutlaka gidin ve görün!
Alkışlarımla,
Nil Yurda





















