Geçtiğimiz ay Nota Bene Yayınları’ndan çıkan Alphan Telek’in Artık Hepimiz Prekaryayız isimli ilk kitabı günümüz gençliğinin içinde bulunduğu durumu Umutlu ve Tehlikeli Gelecek olarak kitabında aktarıyor.
Sadece ülkemizde değil vahşi kapitalizimin yarattığı kaosla birlikte giderek kendini hissettiren ekonomik krizin gençler üzerindeki etkilerini anlatan aydınlatıcı bir kitap.
Alphan Telek Kimdir?
Genç yaşında hayatına siyaseti sığdırmış, başarılı yeni siyaset bilimcilerinden biri… Neoliberalizm ve sosyal sınıf çalışmaları, siyaset felsefesi, sol dönüşüm hareketleri, Ortadoğu üzerine siyasi çalışmaları bulunuyor. Aynı zamanda Meyascope.tv’de siyasi yorumlar ve analizler yapıyor. 2015-2018 yılları arasında ise Avrpa Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nnde Akademik Çalışmalar Direktörlüğü ve Türkiye Direktörü olarak görev yapmış. Telek, İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IstanPol) kurucularından.. doktora çalışmalarına ise Sciences Po Paris Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde devam ediyor. Boğaziçi Üniveristesi Atatürk Enstitüsü Modern Türkiye Tarih Bölümü’nden master derecesi, lisans derecesini ise Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimv e Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlamış. Telek, siyaset bilimi doktora programına kabul edildi ancak 2016 yılında çıkan KHK kararıyla pasaportuna el konulduğu için Paris’teki okuluna gidemiyor.
Kitap tanıtımı
Bu kitap «uçurumun kenarında olanlar için yazıldı. Bir başka deyişle hayatın pek çok alanında güvencesiz ve yalnız olduğunu düşünenler için.
Ya güvencesizliğiniz ve yalnızlığınız size özgü değilse? Ya şu an hissettiklerinizi tanımadığınız milyonlarca hatta milyarlarca başka insan da yaşıyorsa?
Bu kitap gündelik hayatta herkesin ortak deneyimlerinden ve hislerinden yola çıkarak yeni bir toplumsal sınıfla “Prekarya” ile karşı karşıya olduğumuzu söylüyor.
Prekarya iş bulmakta zorlanan, iş yerinde yöneticileri karşısında güçsüz olan ve yöneticilerinin sözünden çıkamayan, hedef performans sistemi altında stresle boğuşan, aylık geliri harcamalarına yetmeyen, krediyle yaşamak zorunda kalan, vergilere tepki duyan, tatil yapamayan, siyasetçilere güvenmeyen, stres ve öfkeyle yaşamak zorunda bırakılan, aldığı eğitimle yaptığı iş arasında dağlar kadar fark olan ve en nihayetinde kendi hayatı üzerinde kontrole sahip olamayanların oluşturduğu bir sınıf.
Yazara göre siyasal prekarya, kendisine dayatılan politikaları reddeden, yeni ve adil bir dünyayı talep eden küresel bir aktör olmaya aday. Kitap son dönemde yaşanan Sarı Yelekliler gibi sosyal patlamaların yeni bir dünyanın habercisi olduğunu vurguluyor ve sizi bir yolculuğa davet ediyor.
Kim bilir belki bu yolculukta anlatılan sizin hikayenizdir. Bu yolculuğa var mısınız?






















