Ekrem İmamoğlu’nun 9 Mart 2026 tarihli duruşmadaki yaklaşımı, bana dünya tarihinden iki güçlü figürü hatırlattı: Sokrates ve Nelson Mandela.
İmamoğlu, mahkeme salonunda “savunma yapmayacağım, yargılayacağım” diyerek süreci tersine çevirdi. Hakime meydan okudu, “biraz mertliğiniz varsa bu insanları bırakın, benimle tek başıma uğraşın” dedi ve “ben sizi 4 defa yendim, 5 değil 7 defa yeneceğim” restini çekti. Suçlamaları siyasi olarak nitelendirip, halk desteğini arkasına alarak “ben buradayım ve devam edeceğim” mesajı verdi. Bu, yargı sürecini kabul etmeyen, onu bir platforma dönüştüren cesur bir duruş.
Bu tavır, Antik Yunan’da Sokrates’in MÖ 399’daki savunmasına çok benziyor. Sokrates, gençleri yoldan çıkarma ve tanrılara inanmama suçlamasıyla yargılanırken, yargıçları ve Atina’yı suçladı. “Beni yargılayan sizsiniz ama asıl yargılanan sizsiniz” diyerek entelektüel bir meydan okuma yaptı. İdamı bile bile susturulamayacağını gösterdi İmamoğlu’nun “yargılayacağım” ifadesi gibi tersine çevirme burada da var. İlginç bir detay: Modern dönemde çeşitli sembolik duruşmalarda Sokrates yeniden yargılandı ve bazı prestijli etkinliklerde beraat kararı verildi; örneğin 2023’te Chicago’daki National Hellenic Museum’da 500 kişilik seyirci jürisi tarafından suçsuz bulundu, Harvard Law School’da ise öğrenciler tarafından kıl payı (21-19) beraat etti.
Diğer yandan Nelson Mandela’nın 1963-1964 Rivonia Davası’ndaki tutumu da paralellik taşıyor. Mandela, sabotaj ve hükümeti devirme suçlamalarına karşı “Hazırım ölmek için” konuşmasını yaptı. Apartheid rejimini mahkûm etti, mücadelenin süreceğini söyledi ve “beni hapsederek özgürlük mücadelesini durduramazsınız” dedi. İmamoğlu’nun “benimle tek başıma uğraşın” ve zaferlerini hatırlatması, Mandela’nın siyasi direniş ve özgüven karışımına yakın.
İmamoğlu’nun yaklaşık 3.800-4.000 sayfalık iddianamede somut delillerin yetersiz olduğu yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor. Savcılık, beyanlar, HTS kayıtları ve tanık ifadelerine dayanıyor; ancak birçok yerde “duydum”, “hatırladığım kadarıyla” gibi muğlak ifadeler ve mışlı-muşlu cümleler öne çıkıyor. İmamoğlu ve savunması, iddiaların siyasi motivasyonlu olduğunu, somut delil eksikliğini vurguluyor. Ayrıca dava kapsamında tutuklanan bazı belediye başkanları (örneğin Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Beyoğlu, Büyükçekmece ve Şile gibi) için ayrı iddianameler ayrılmış ve henüz hazırlanmadığı belirtiliyor.
Sonuçlar hukuki ve siyasi dinamiklere bağlı olsa da, Ekrem İmamoğlu’nun bu savunması demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak tarihe geçebilir.
Sözün özü; AKP’nin siyasal yargısı günümüz yüzyılının yeni Sokrates’ini yarattı. Dünya, Ekrem İmamoğlu’nu tanıdı ve onun cumhurbaşkanı adayı olduğu için tutuklandığını, yargılandığını düşünüyor ve suçsuz olduğuna inanıyor.
İyilikle…
𝓝𝓲𝓵 𝓨𝓾𝓻𝓭𝓪























