CHP’den Kopuşun Hikâyesi
Bizim ailemiz için CHP, hiçbir zaman kişisel ikballerin, unvanların ya da makam hırslarının adresi olmadı. Biz, bu partinin sefasını sürenlerden değil; her dönemde cefasını çekenlerden olduk. Siyasete bakışımız hiçbir zaman çıkar hesaplarına dayanmadı. CHP’yi daima Cumhuriyet değerlerinin, sarsılmaz ilkelerin ve demokrasinin en temel taşıyıcılarından biri olarak gördük. Çünkü bizim anlayışımızda ilkeler; kişilerden, unvanlardan ve koltuklardan her zaman üstündür.
Yıllar boyunca ailem bu köklü geleneğin neferi oldu. Ben ise siyasetin ve partilerin üzerinde durmayı tercih ettim. Bu mesafemin altında çok açık bir neden yatıyordu: Sokağın nabzından kopmuş, halkın gerçeklerinden uzaklaşmış, lacivert takım elbiselerin içine sıkışmış yaşlı ve statükocu siyasi anlayış. Bu hantal yapı, benim inandığım dinamik ve toplumla iç içe bir demokrasi fikrine tamamen yabancıydı.
Bir Umut ve Değişim Miladı: 2019
Bu mesafeli duruşum, 2019 yılında Ekrem İmamoğlu’nun sahneye çıkışıyla değişti. Yaptığım siyasi analizler ve toplumsal okumalar bana onun kazanacağını gösteriyordu. Ancak mesele yalnızca bir seçim zaferi değildi; siyasete getirdiği yeni dil, halkla kurduğu doğrudan bağ ve temsil ettiği dinamizm beni derinden etkiledi. O gün bir karar verdim ve CHP’ye üye oldum.
“Artık siyasette gençler ve yeni fikirler var olacaktı; halkın talepleri nihayet siyasetin merkezine yerleşecekti.”
Sonrasında yükselen “değişim” çağrılarıyla birlikte bu inancım daha da güçlendi. Siyasetin kabuk değiştirebileceğine, Türkiye’nin geleceğini gençlerin ve yenilikçi zihniyetlerin şekillendireceğine yürekten inandım.
Yaşanan Kırılma ve Yeni Bir Yol Arayışı
Ne var ki, değişim umutlarının yeniden filizlendiği bir dönemde, halktan kopuk eski siyasi anlayışın aktörlerinin yeniden sahneye dönmesi içimde derin bir kırılma yarattı. Siyasete ve mevcut kurumsal yapılara karşı daha önce hissettiğim o mesafe yeniden ortaya çıktı.
Tam da bu kırılma anında şunu net biçimde kavradım: Eski zihniyetin ve aktörlerin sürekli biçim değiştirerek varlığını sürdürdüğü bir yapı içinde gerçek ve köklü bir toplumsal dönüşüm mümkün değildir.
Bu nedenle, yalnızca mevcut yapılara tepki göstermekle yetinmeyip; felsefi ve siyasi temelleri sağlam, halkın öz taleplerinden beslenen ve gençliği merkeze alan yeni bir siyasi hareketin kurulması gerektiğine inandım. Bu düşüncelerimi tarihsel bir sorumluluk bilinciyle kaleme alarak parti yönetimiyle paylaştım.
Siyasi ve Felsefi Manifestom
- Dinamizm ve Gençlik: Siyaset; bürokratik vesayetlerin ve yaşlanmış zihniyetlerin değil, sokağın, gençliğin ve geleceğin sesi olmalıdır.
- İlkelerin Üstünlüğü: Hiçbir koltuk, makam ya da kişi; temsil ettiği fikirden ve toplumsal faydadan daha değerli değildir.
- Halkla İrtibat: Siyaset, lacivert takım elbiselerin ardına saklanan değil; halkın gerçek sorunlarıyla doğrudan temas eden bir anlayışla yapılmalıdır.
- Yeni Bir İnşa: Eski siyasetin aktörleriyle yeni bir gelecek kurulamaz. Türkiye’nin ihtiyacı, köklü bir felsefi ve kurumsal yenilenmedir.
Bu nedenlerle, 27 Temmuz günü CHP’den istifa edeceğim.
Sevgiyle ve iyilikle…
Nil Yurda





















